stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016 Perşembe

                        BU KUTU BAŞKA KUTU


    İş yerinizde bir gününüzü düşünün; telefonlarınız susmuyor, bitirmeniz gereken işler önünüzde, dosya yığınlarınız masanızın üzerinde sinsice konumlanmış vaziyette. Defalarca yenilenmiş fakat siz bir yudum içemeden tekrar soğuyuvermiş bir bardak çay aslında şu halinizi mükemmel bir biçimde betimliyor değil mi? Herkesin işi acele, herkes sizden ACİL bir şeyler bekliyor, var olmayan 9 kolunuzdan birini de kendileri için çalıştırmanızı isteyen yöneticiler, çalışanlar hatta müşteriler.... Düşünürken dahi yorulduğunuzu hissediyorsunuz değil mi?

  ZAMANI 5 DAKİKA DURDURUN


Şimdi, iş akışınızı yalnızca 5 dakika durdurun çünkü buradan bir tık ötesi, çalışma şevkinin kırılması hatta modern zamanlar hastalığı ''TÜKENMİŞLİK SENDROMU''... İş bu noktaya gelmeden evvel, esaslı bir sıralama yapmaya ihtiyacınız var.

-Nasıl mı?

''ÖNEMLİ, ACİL, ve HAYATİ''  kavramlarını şöyle bir masaya yatırarak...

   Hani şu hepimizin bildiği çocuk oyunu vardır ya; büyük bir kutunun üzerinde kare, yıldız, daire gibi geometrik şekillerde boşluklar bulunur, çocuklar da boşluklara uygun şekilleri, uygun  boşluktan içeri atarak kutuyu doldurur. İşte tam olarak böyle bir şeyden bahsediyorum. Hayali bir kutunuz olduğunu farz edin. Kutunuzun üzerinde; ÖNEMLİ, ACİL ve de HAYATİ kelimelerinin yazılı olduğu boşluklar... Şimdi, sizden yapılması istenen tüm işleri tek tek ilgili boşluklardan içeriye atıverin gitsin. Eğer aynı boşluğa birden fazla iş atmayı planlıyorsanız, kendi sıralama katsayılarınızı kullanabilirsiniz. Misal;

  • Y departmanı yöneticisi tarafından istenen faaliyet raporları; ( ÖNEMLİ)
  • A Müşterisine yapılacak olan ödeme hatırlatması; (ACİL)
  • B Denetim firması tarafından istenmiş olan evrakların tamamlanması (HAYATİ*)
  • Bölge müdürlüğü tarafından beklenilen veri paylaşımı (ACİL*)
  • Müşteri şikayetleri akabinde müşterilere geri bildirimlerin yapılması ( HAYATİ)
  • Astlarınızın performansını değerlendirmek üzere İK departmanının doldurmanızı istediği performans anketleri (ÖNEMLİ*)
  • Rutin müşteri adres güncellemeleri (ÖNEMLİ**)
   Şayet kutunuzu açtığınızda böyle bir tablo görüyorsanız, o gün yapacağınız işleri;
  1. B Denetim firması tarafından istenmiş olan evrakların tamamlanması (HAYATİ*)
  2. Müşteri şikayetleri akabinde müşterilere geri bildirimlerin yapılması ( HAYATİ)
  3. Bölge müdürlüğü tarafından beklenilen veri paylaşımı (ACİL*)
  4. A Müşterisine yapılacak olan ödeme hatırlatması; (ACİL)
  5. Rutin müşteri adres güncellemeleri (ÖNEMLİ**)
  6. Astlarınızın performansını değerlendirmek üzere İK departmanının doldurmanızı istediği performans anketleri (ÖNEMLİ*)
  7. Y departmanı yöneticisi tarafından istenen faaliyet raporları; ( ÖNEMLİ)
   Olarak sıralamış oluyorsunuz. Siz bu sıralamayı yaptıktan sonra, listenizin son sıralarından gelen baskıları görmeyeceğinizden hatta yükselen sesleri duymayacağınızdan emin olabilirsiniz. Sizin üzerinize düşen adım adım, liste maddelerinizi tamamlayarak yanlarına ''Tamamlandı'' anlamı taşıyan sevimli bir TİCK koymak olacak. Diğerleri mi? Onlar da sıranın kendilerine gelmesini bekleyecek elbet... Dilerseniz, şu bizim eğlenceli KUTU OYUNUMUZU tüm şirketin/kurumun öğrenmesini sağlayarak, kendi işinizi daha da kolaylaştırabilirsiniz. Düşünsenize, şirket içerisinde yapılacak olan tüm günlük işler, belirli bir sıralamaya göre listelenmiş durumda, karmaşa yok, stres yok, baskı ve yükselen sesler yok...
                 

                                      Mükemmel değil mi?


 



17 Temmuz 2016 Pazar


                 BELİRSİZLİK & TEDİRGİNLİK




    Değerli okurlarım,

   15 Temmuz 2016 gecesi; Türkiye için yıllar sonra, ''her zamanki sıradanlıkla başlayan bir akşamdı ta ki...'' diyerek anlatmaya başlayacağımız, tedirginlik ve belirsizlikler ile dolu bir geceydi. Söyleyecek, yazacak çok şey var belki, fakat kendi kişisel fikrimi deklare edip, basın açıklamaları doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki; silahlı kuvvetlerimizin içerisinde, emir komuta zinciri dışında bir grup tarafından siyasi yönetime bütünü ile el koyulmak üzere girişilen bir ''darbe kalkışmasına'' an ve an tanıklık ettik. Şiddet ve çatışma içeren her eylem gibi bu da; yaşanmaması gerektiğini düşündüğüm bir olaydı. Tüm ayrıntılar bir tarafa, yaşanmaması gerektiğini düşünmem için tamamen kişisel olmakla birlikte, haklı sebeplerim bulunuyor. Sebeplerimin başında ise ''belirsizliğin yaratmış olduğu tedirginlik'' geliyor. Ne olduğunu, neden olduğunu, ne olacağını... bilmemek, nasıl bir sabaha uyanacağımızı bilmeden uyumak... Neyse ki güzel memleketimde; yüreklerimizde ve boğazlarımızda kalan düğümleri saymazsak, hayatın neredeyse normal rutinliğine döndüğünü söyleyebilirim. Bu güneşli ve insanın içini ısıtan pazar günü; yaşanılan her şey için aziz vatanıma, askerime, polisime ve korku dolu bir geceyi beraber karşıladığımız tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun demek istiyorum.

   Aslına bakarsanız, bir İK'cı olarak, yazıma bu şekilde başlamamın sebebi yalnızca geçmiş olsun dileklerimi siz değerli okuyucularım ile paylaşmak istememdi. Gelelim, o stres ve belirsizlik dolu gecenin bana, çalışma hayatı ile ilgili olarak hatırlattıklarına... Ne demiştik; ''belirsizliğin yaratmış olduğu tedirginlik''

   Şimdi bir düşünün; çok sevdiğiniz bir mesleğiniz, çalışmaktan gurur duyduğunuz bir iş yeriniz, keyif ile çalıştığınız iş arkadaşlarınız ve en önemlisi muhteşem bir azminiz var... İşe başladığınız ilk günden itibaren; planlı, programlı çalışıyor, yaptıklarınızı gün be gün raporluyor, mesai bitimine dek ertesi gün yapacaklarınızın bir listesini çoktan çıkartmış oluyorsunuz. İşten eve geldiğinizde, kafanız rahat, huzurlu ve mutlusunuz. Ertesi gün, tüm hazırlıklarınızı yapmış olarak işyerinize gidiyor ve çalışmaya başlıyorsunuz. Fakat, gün içerisinde, sonradan iş akışınıza dahil edilen bir takım görevlendirmelerin, planlı işlerinizin aksamasına neden olduğunu farkediyorsunuz. Bir, iki derken plan yap-a-mamaya başlıyorsunuz. İşinizin ne zaman biteceğini bilmeksizin, aklınızda yapmanız gereken asli görevleriniz ile birlikte bir fiil çalışıyorsunuz. Stres seviyeniz her gün biraz daha artıyor, evinize, yarın ne yapacağınızı bilmeden gidiyor, şirket telefonunuzun ne için  ve ne zaman çalacağını bilmeksizin 7/24 yanınızda taşıyorsunuz.Sabahları uyandığınızda, eski enerjinizden eser kalmadığını görüyorsunuz. Ayaklarınız geri geri gidiyor. ''Acabalar'' hayatınızın bir parçası haline geliyor...
  • Acaba bu gün, iş planımda bulunmadığı halde, ne yapacağım?
  • Acaba, asli görevlerimi yerine getirmek için fırsat bulabilecek miyim?
  • Acaba, bu gün mesai bitimi katılmak için söz verdiğim o aile yemeğine katılabilecek miyim?
  • Acaba, işimi artık sevmiyor muyum?
  • Acaba, işim için yetersiz miyim?
  • Acaba, işimi bırakmalı mıyım?....

   Arka arkaya sıraladığınız acabalar, her geçen gün daha stresli bir yaşam sürmenize neden oluyor. Yarım yamalak uykular, artan kafein ihtiyacı, çevrenizi de olumsuz etkileyen negatif iş enerjisi, motivasyon kaybı ve akabinde verimsizlik... Öyle ki, şirket telefonu ile aynı ses tonu ve melodi ile çalan başka bir telefon sebebi ile elleri titremeye başlayan çalışanlar tanıyorum. Çalanın kendi telefonu olmadığını anlayınca koca bir -ohhh çeken çalışanlar... 

   İşte bu sizin sınavınız! Evet sınavınız. Yapmanız gereken tek şey; açık bir şekilde kendinizi ifade etmek. Görev tanımınıza dahil olan asli görevlerinizi, yapmanız gerekenleri, olması gerekenleri ve olanları açık ne net bir şekilde ilgili amirinize ya da işvereninize ifade etmelisiniz. Belirsizliğin ortadan kalkması için, açık olmak; elzemdir.

   Şayet, tüm açıklığınıza rağmen yoğun stres ve tedirginliğe sebep olarak, hayatınızı kabusa çeviren belirsizlik ortadan kalkmıyorsa; yapabileceğiniz her şeyi, elinizden gelenin en iyisini yapmak sureti ile yerine getirmişseniz ve vicdanınız, huzurlu bir uyku uyumanızı sağlayacak kadar rahatsa; daha iyi bir işi hakkettiğinizi hatırlatın kendinize! Belirsizliğin bulunmadığı, açık ve şeffaf bir görev tanımı çerçevesinde, planlı ve programlı bir şekilde çalışabileceğiniz çok daha iyi ve geliştirici bir iş!

   Siz değerli okurlarımdan en büyük ricam, her zaman sahip olduğunuzdan daha iyisini hak ettiğinizi bilmeniz, buna yürekten inanmanız ve bunu sıklık ile kendinize hatırlatmanız. Çalışmak; sizi maddi ve manevi olarak tatmin ettiği sürece sağlıklı bir eylemdir. Mutlu, huzurlu, stressiz ve verimli çalışmanız dileğiyle...