istihdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istihdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2017 Salı

Muhbir Ceylanlar ile Optimist Aslanlar

     

     MUHBİR CEYLANLAR İLE OPTİMİST ASLANLAR

   Her sabah Afrika'da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir...

 Her sabah Afrika'da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır...

  Aslan veya ceylan olmanız fark etmez.

''Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur''


   Okuduğunuz bu cümleler, özellikle sonunu tekrar tekrar okuduğum, oldukça evrensel ve bir o kadar da kişisel bir çıkarıma ait... Tam da ülkemiz çalışma hayatına uygun bir çıkarım tabi.

   Her yıl, tüm Türkiye genelinde binlerce genç, üniversiteden mezun olarak potansiyel işgücümüz içerisindeki yerini alıyor. Öte yandan binlerce girişimci ise; yine binlerce rakibin yer aldığı, tabiri caizse yıkıcı rekabetin yaşandığı bir piyasada, işveren rolünü giyiveriyor üzerine. Yani anlayacağınız; ceylanlar da bol aslanlar da...

   İş ilanlarını açıp şöyle bir bakarsanız göreceksiniz; açıkçası ceylanların işi pek zor. Çok değil bundan 15 yıl kadar önce ''bir üniversiteden mezun olmak'' ve ''bir dil bilmek'' sizi kolayca aranan personel haline getirebiliyordu. Şimdi mi? İngilizce yetmez; Almanca, Rusça, Fransızca, Arapça var mı? Peki ya Farsça? Kaç üniversite bitirdin? 2-3? Peki Yüksek lisans? Oda mı var? Ya doktora...? Yani bizim zavallı ceylanlar her gün, yalnızca aslanlardan daha hızlı koşmak zorunda oldukları bir sabaha değil, yer yüzünde var olan her bir ceylandan da daha hızlı koşmak zorunda oldukları bir sabaha uyanıyor. Üstelik şimdilerde bir ceylanı tuzağa düşürmek isteyen de yalnızca aslan değil tabi! Bir bakmışsınız yanı başınızda koşan bir başka ceylan; ayağınıza ÇELMEYİ TAKIVERMİŞ!!!

  O'da haklı bir yerde; siz tökezleyip düşmezseniz, sizden daha yavaş koştuğu için kendisi yem olacak! Ne yapsın. ZAVALLI..?

   Gelelim aslanlara; dişli mi dişli düzinelerce rakip... Şöyle iyi bir avı o kapmazsa bir diğeri elbet kapacak. En iyi işi çıkaran, en iyi kazancı da cebe atacak öyle değil mi? eee o zaman yükselt çıtayı yükseltebildiğin kadar;

-Üniversitelerin Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun
-Yüksek Lisansını İŞLETME anabilim dalında tamamlamış
-En az üç dil bilen
-Minimum 3 yıl tecrübeli
-Askerliğini tamamlamış
-Maksimum 25-26 yaşında

 Kapı kapı dolaşıp şirket ürünlerinin tanıtımını yapacak EKİP ARKADAŞLARI arıyoruz.... Daha fazlası olabilir mi? demeden önce siz dua edin de, diğer bir şirketin çaycısı OXFORD mezunu falan olmasın. O çıtayı tut tutabilirsen sonra! Hepiniz işsizsiniz maazallah. Eee bir ceylanın peşinde koşan aslan sayısı arttıkça, aslanlarda öyle rahat nefes alamıyor tabi.;

   Çelmeler, av çalmalar, kirli oyunlar, fısıltılar, dedikodular, rakip hakkında atmalar tutmalar derken, daha neler neler...

   Bu kaçıp kovalamacanın arasında değeri yitip giden 3 şey nedir biliyor musunuz?

  1. Kişilik,
  2. Prensip ve
  3. Vicdan!

   Hal böyle olunca;

   Aslanlara muhbirlik yapan ceylanlar da görürsünüz,

  Ceylanlara ''ben aslında bir kelebeğim'' diyen aslanlarda.

Yok yok, vallahi mübalağa yok. Siz en iyisi güneşin doğuşunu beklemeyin;

Herkes uykudayken başlayın koşmaya!!
Hala uyuyanlar varsa; belki bir ŞANS yakalarsınız...






25 Ekim 2015 Pazar

Türkiye'de Ömür Boyu İstihdam Mümkün müdür?

Japonlar bunu başaran yegane insanlardır... Bilen bilir lisans eğitimini tamamlamış bir japon genci kendisine seçmiş olduğu mesleki uzmanlık alanında faaliyet gösteren bir firma ile iş hayatına ilk adımı attığında, zorlayıcı bir neden olması haricinde, bu firmada emekliliğe kadar çalışabileceğini bilmektedir. Gerek toplumsal yapı gerek firmaların, eğitilmiş işgücüne vermiş olduğu önem gerekse insanların çalışma hayatından beklemiş olduğu getiriler ve tatmin düzeyi buna olanak tanımaktadır. Kısaca Japon kültürü ve Çalışma hayatı ömür boyu istihdam'ın gerçekleşmesine olanak sağlamaktadır. 

Peki ülkemiz de Ömür boyu istihdam mümkün müdür? 
Maalesef cevabım "hayır" olacak! Ne yazık ki bizim Ülkemizde lisans eğitimini tamamlamış bir gencin ilk işe girişten emeklilik yaşına dek aynı işyerinde istihdam edilmesi pek mümkün olmamaktadır. Bunun bir çok kompleks sebebi olmakla birlikte en temel sebep; çalışma hayatından beklentinin giderek yükselmesi, sosyal ihtiyaçların artması fakat buna karşılık işletmelerde bu beklentileri ve sosyal ihtiyaçları karşılayacak alt yapının ve yönetim bilincinin bulunmamasıdır! 
20-45 yaş aralığındaki bireylerin verimli bir şekilde çalışıp, maksimum üretimi gerçekleştirebilecegi çalışma süresi, yasada da belirtildiği üzere 8 saattir ve bu 8 saat içerisinde 1 saat dinlenme süresi muhakkak olmak durumundadır. Fakat ülkemizde faaliyet gösteren firmalarda yerleşmiş olan "çalışma mantığı" doğru olanın çok uzağındadır. Bir cok isveren işcisine vermiş olduğu asgari ücret ile işcisinin gecesini, gündüzünü, haftasonunu, sosyal hayatını, aile yaşantısını elinden alabileceģi inancına sahiptir. Bu nedenle kendisini yetiştiren ve mesleki becerilerini arttıran işgücü, sosyal imkanları daha cazip bir iş olanağı bulduğunda değerlendirmekten çekinmemektedir. Bu nedene bağlı olarak ülkemizde işine ve işyerine sadakatla bağlı işgücü sayısı neredeyse yok denebilecek kadar azalmıştır. Bizim çalışma kültürümüzü, japonlardan ayıran en temel faktör işte budur. Neyin, nelerin ya da kimlerin değişmesi gerektiği konusunda yorumu siz değerli okuyucularıma bırakıyorum lakin bana fikrimi soracak olursanız; Japon çalışma düzeni ve disipline ulaşmak icin daha kırk fırın ekmek yememiz gerektiğini belirtmeliyim.

Şimdiden hepinize iyi bir hafta dilerim...