sihir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sihir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2016 Pazartesi

     NE SİHİR NE KERAMET, ''SEVMEK'' DE MARİFET


  Keyifli bir hafta sonunu geride bırakarak, yeni bir haftaya başlangıç yaptık. Bildiğiniz üzere, hafta sonu boyunca facebook sayfamız https://www.facebook.com/mentorhrblog/?ref=aymt_homepage_panel ve instagram hesabımız https://www.instagram.com/mentorhrblog/  üzerinden gerçekleştirdiğimiz etkinlikte, sizlere;
  • Motivasyon nedir
  • bir çalışan nasıl motive edilir?
  • Bir çalışan kendisini nasıl motive eder?

diye sormuş ve sizlerden, kendi motivasyon yöntemlerinizi bizlerle paylaşmanızı istemiştim. Tüm hafta sonu, sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizlere ulaştırmış olduğunuz cevaplar doğrultusunda bu gün; yazımızı sizlerle birlikte şekillendirip, satırlara dökmenin keyfini yaşıyorum. Az sonra sırayalacağım maddeler, sizlerin iş ve sosyal hayatınızda kendinizi motive etmenizi sağlayacak kişisel formüller...  kendi sihirli formüllerinizi tüm mentorhrblog ekibi ve okuyucuları ile paylaştığınız için sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunarım... Bu sihirli formüllere geçmeden önce,  ''Sizce motivasyon nedir?'' sorumuza gelen ve okurken, bakarken ve izlerken gülümsemekten kendimi alamadığım bir kaç tanım, resim ve videoyu sizlerle paylaşmak istiyorum;
  • Motivasyon, bir işi başardıktan sonra koca bir tabak pasta yiyebileceğinizi düşünmektir. (E.B/BURSA)
  • Motivasyon;  ''İyi iş çıkardın'' cümlesini duyabilmektir. ( F.K/ ANTALYA)
  • Etrafında ''Başaramayacaksın'' diyen birilerinin olması, işte motivasyon budur. (S.I / İSTANBUL)
  • Motivasyon, üzeri beyaz çikolata ile kaplı waffle'dır. ( H.M/ İSTANBUL)
  • Avaz avaz şarkı söylemektir... Üstelik kimsenin seni duyamayacağına emin olduğun bir yerde! (D.G / ANTALYA)
  • Koşmaktır... ( E.K/ ANTALYA)
  • Motivasyon, prim ve ikramiye almaktır. Tamamen duygusal... (F.K / ANTALYA)
  • Çaydan daha iyi motivasyon mu olur. Şöyle tavşan kanı bir çay olsun yeter. ( O.K/ İSTANBUL)
  • Bir arada olmaktır...

  • Yumurtanın kapıya dayanmasıdır. (U.K / KUŞADASI)
Nutella'dır...

MOTİVASYON; Nutella'dır...




  GELELİM MALUM MADDELERE, İŞTE BİR ÇALIŞAN NASIL MOTİVE OLUR? SORUSUNA SİZDEN YANITLAR;

  • Hedef Belirleyerek
  • Toplumda kabul görerek
  • Takdir Edilerek
  • Ekip Çalışması Yaparak/ Ekip Olarak
  • Maddi Ve Manevi Ödüllere sahip olarak
  • Kendine Telkinde Bulunarak ( Başaracağım, Yapabilirim, İmkansız değil...)
  • Yeni bir şeyler öğrenerek
  • Gülümseyerek
  • Tatil yaparak
  • Sosyalleşerek
  • Topluma faydalı bir eylemin/işin önemli bir parçası olduğuna inanarak
  • İnisiyatif kullanarak
  • Güvenerek
  • Eğlenerek
  • Söz sahibi olarak
  • Bir şeyleri değiştirebilme gücüne sahip olarak
  • Yaptığı işin/eylemin sonunda sevdikleri ile keyifli vakit geçireceğini bilerek
  • Yapılan iş her ne olursa olsun, SEVEREK...
   İtiraf etmeliyim ki favori cevabımı sona sakladım. Çünkü sevmek, başlı başına bir motivasyon kaynağıdır. Çikolatayı seversiniz, çikolata sizi motive eder. Kazanmayı seversiniz, oyun oynamak ve rakiplerinizi yenmek sizi motive eder ya da belki kalabalık olmayı, birileri ile birlikte hareket etmeyi seversiniz, ekip çalışması sizi motive eder, işinizi seversiniz; ÇALIŞMAK sizi motive eder... Kim bilir?

   Zaman, kendinizi ihmal etmenizi affetmeyecek kadar hızlı akıyor. Bu nedenle önce kendinizi sevin, daha sonra ise sevecek başka şeyler bulun ve bir şeyleri sevmek için basit nedenler... Öncelikle keyif alarak yaşamak için motive olun. Daha sonra kendinize, motive olmak için formüller üretin; bazen para bazen çikolata bazen mütevazi bir teşekkür... Yeter ki bu hayatta sizi motive edecek bir minicik bir sihir olsun...


















10 Mayıs 2016 Salı

                              

     İKİ SİHİRLİ CÜMLE

   Hayal edin... emrinizde çalışan onlarca insan var, sizin şirketinizi kendi şirketleri gibi benimsemiş, verilen her görevi, güçlerinin yettiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. Her biri azimli, hevesli. Elbette ki her insan gibi bazen hata yapıyor ama çoğu zaman size binlerce lira kazandıracak işlere imza atıyorlar. Her biri sizin sayenizde kariyer basamaklarını birer birer tırmanırken, aslında sizi ve işletmenizi de her gün bir basamak yukarıya taşıyor. Peki siz bunun farkında mısınız? Sizin için mesai harcayan insanları takdir ediyor musunuz? Eğer cevabınız HAYIR ise, size bir hikaye anlatmak isterim;

   ''Grevler ülkesi olarak da bilinen Fransa'da, büyük bir holding sahibi, kendisine milyonlarca dolar kazandıran personelini yerden yere vuruyor, arkasını döndüğü anda hepsinin kaytarma eğilimi göstereceğini düşünüyordu. Çocuklar için organik oyuncaklar üreten bu firma, dünyadaki pek çok çocuğun yüzünü güldürürken, oldukça ağır çalışma şartlarına sahip çalışanların çocukları ise, gece yarıları biten mesailer nedeniyle annelerini ve babalarını neredeyse hiç göremez olmuşlardı. Her ne kadar personel arasında, memnuniyetsizlik cümleleri dolaşmaya başlamış olsa da, işlerine sadakat ile bağlı olan ve evlerini geçindirmek için çalışmak zorunda bulunan bu insanlar, memnuniyetsizliklerini bir fısıltıdan öteye taşıyamıyorlardı. Her geçen gün iş adamının yüreği adeta daha da katılaşıyordu. Mesai saatleri uzuyor, üretilmesi istenen oyuncak miktarı artıyor, gerçekleştirilen hedefler sonunda çalışanlar asla taktir edilmiyor, hep daha fazlası isteniyordu. Bu şekilde aylar geçti... Bir gün bir şey oldu! Her yıl ülkede düzenlenen oyuncak festivali nedeni ile büyük bir reklam fırsatı yakalayacağını düşünen zengin iş adamı, büyük-küçük ülkedeki herkesi, fabrikasında vereceği muazzam bir kokteyl için fabrikaya davet etti. Her şey planlanmıştı, o gün sabah erkenden fabrika kapıları insanlara açılacak, içkiler, ikramlıklar sunulacak, hizmette hiç bir kusur edilmeyecek, yeni üretilen oyuncaklar sergilenecek, o esnada üretim devam edecek ve insanlar fabrikanın hiç bir zaman aksamayan o kusursuz işleyişine tanıklık edeceklerdi. Festival sabahı iş adamı, diğer insanlarla birlikte fabrikanın kapısının önüne gelmiş, keyifle kalabalığı izliyordu. Duyan duymayan herkes oradaydı. Kapılar açılmadan önce iş adamı uzunca bir konuşma yaptı, konuşmasını;
- Sevgili misafirlerim, biraz sonra kapılar açılacak ve sizler BENİM muhteşem Fabrikamı ve ÇABALARIMIN sonucunu gözleriniz ile göreceksiniz... diyerek sonlandırdı ve kapıların açılmasını emretti.
Kapılar açıldığında ise, misafirlerin gördüğü manzara ''Muhteşemlik'' sıfatından bir hayli uzaktaydı. Tüm üretim işçileri, sekreterler, yöneticiler hatta o gün misafirlere hizmet edecek servis elemanları tüm işlerini bırakmış, kucaklarında çocukları ile birlikte fabrika bahçesinde, ellerinde ise ''Hiç bir finansal kaynağın, insan onuruna aykırı şartlarda çalışmaya değmeyeceği'' yazılı pankartlar ile birlikte bekliyordu. EVET, işi bırakmışlar, üretimi durdurmuşlar, kırılan ve ayaklar altına alınan gururlarını kurtarmak istemişler, fısıltılarını bir anda çığlıklara dönüştürmüşler ve her şeyden önemlisi iş adamının bütün itibarını bir saniyede yıkıp atmışlardı... İş adamı haklıydı, bütün bunlar onun ÇABALARI sonucu gerçekleşmişti. Tüm misafirler, iş adamının ÇABALARININ nasıl sonuçlandığını ve bu ibretlik yönetim dersini gözleri ile görmüşlerdi...''

  Lütfen cevabınızı bir daha düşünün... İyi gittiğini, doğru gittiğini , başarılı olduğunuzu düşündüğünüz işlerin tersine dönmesi bazen yalnızca, bir personelin sizden beklediği '' iyi iş çıkardın'' cümlesini duymak için gösterdiği sabrın tükenmesine bağlıdır. Ummadığınız bir anda, arkanızda olduğunu düşündüğünüz onlarca insanı tam karşınızda gördüğünüz vakit, bir şeyleri düzeltmek için çok geç kalmış olabilirsiniz. Bir sıcak gülümseme, güven ifadesi belki de sadece iki cümle, itibarınızı ömür boyu kurtarabilir. ''İYİ İŞ ÇIKARDINIZ, BİRLİKTE BAŞARDIK''